Ruhani  

Go Back   Ruhani > Yaşam > Haberler > Gündem

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 11-26-2013, 01:43   #1 (permalink)

 
zeinarda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Oct 2012


Mesajlar: 1.897
Konular: 657

Karma Puanı: 2

Standart Kadına şiddete son!!!!!!!





Bugün, 25 Kasım. Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.



Ancak, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye'de biz kadınlar değişik biçimlerde şiddete uğruyoruz. Kadınların eğitimden yoksun bırakılarak eve mahkum edildiği, ekonomik faaliyetinin yasal ve geleneksel birçok engelle kısıtlandığı, çalışma yaşamında bin bir haksızlık ve ayrımcılıkla karşılaştığı, toplumun en fakir kısmını oluşturduğu ve kendi kaderine terk edildiği koşullarda, şiddetin ilk hedefi de doğal olarak(!) en korumasız ve zayıf kesimi biz kadınlarız!
Kadına yönelik şiddetin bildik hüzünlü öyküleri, geleneksel ön kabuller, toplumun ve devletin duyarsızlığı ile büyüyor. Şiddet yalnızca bedenlere zarar vermiyor, kadınların öz saygısını, ihlale direnme ve hak arama arzusunu zayıflatıyor veya yok ediyor.



Dünyada kadına yönelik şiddet, özellikle ekonomik, siyasal ve etnik sorunlarla iç içe geçerek artmaktadır. Nijerya'da, Emine Laval'ın evlilik dışı çocuk sahibi olduğu gerekçesiyle şeriat mahkemesi, Mardin'de Şemsiye Allak'ın ailesi tarafından taşlanarak öldürülmesine karar verilmesi bunun en somut ve güncel örnekleridir.



-Bugün dünya üzerinde yaşayan kadınların yarısı eşlerinden şiddet görüyor.
-Çin'de, yılda 1 milyon kız çocuğu doğar doğmaz öldürülüyor. Dünyada bu yolla kaybedilen kadın sayısı 40-50 milyonu buluyor.
-Uluslararası Göç Örgütü, her yıl 2 milyon kadının sınır ötesi kadın ticaretinde kullanıldığından bahsediyor.
-ABD'de, her 6 dakikada bir kadına tecavüz ediliyor.
-İngiltere'de, her 7 kadından biri birlikte olduğu erkek tarafından tecavüze uğruyor.
-Fransa'da, her ay 6 kadın aile içi şiddet nedeniyle hayatını kaybediyor.



Bunlarla birlikte, paylaşım savaşları, işgaller, ağır ekonomik bunalımlar ve yoksulluk biz kadınları şiddet cenderesine daha fazla itiyor. Antik Çağdan beri kadının bedeni, her savaşın üzerinde cereyan ettiği savaş toprağı olmuştur. Biz kadınlar, savaş dönemlerinde hem anlamsızca öldürülüyoruz, hem eşlerimiz, çocuklarımız katlediliyor, hem de tarihsel yazgımız haline gelen tecavüz olaylarına maruz kalıyoruz. Bir yandan da, erkeklerin savaş cephelerine sürülmeleriyle boşalan yerler ucuz kadın emeğiyle dolduruluyor; savaşın yol açtığı açlık ve yoksulluğun katlandığı sömürü işletiliyor.



Bu yüzden biz kadınlar, ABD'nin Irak'a saldırısının meşrulaştırılmaya çalışıldığı şu günlerde; savaşa, ABD'nin dünyanın dört bir yanını kana bulamasına, Türkiye'nin bu kirli oyunun bir parçası haline getirilmesine karşı olduğumuzu ilan ediyoruz! Bizler, eşlerimizin, çocuklarımızın ABD askeri olmasını istemiyoruz! Bugüne kadar Irak'ta ve dünyanın birçok yerinde işgaller ve ambargolar nedeniyle yüz binlerce kadının ve çocuğun katledilmesinin, şiddet görmesinin, aç bırakılmasının durdurulmasını istiyoruz.



-Bizler, Türkiye'de %97'si şiddet gören kadınlarız!
-Bizler, Adana'da sokak ortasında, polislerin gözü önünde vahşice bıçaklanan kadınız!
-Bizler, Diyarbakır'da, kendilerine ve kocalarına bilgi verilmeden kısırlaştırılan 17 kadınız!
-Bizler, namus(!) cinayetleri sonucunda yaşamımızı yitiren yüzlerce sessiz kadınız!
-Bizler, cinsel yönelimlerimiz nedeniyle işinden kovulan, evinden çıkartılmaya çalışılan, TC mahkemelerince 'lezbiyen anneye kız çocuğu verilmez' kararıyla velayet hakkı elinden alınan, devletin tüm organları ve toplum tarafından yok sayılan, aşağılanan kadınlarız!
-Bizler, türban taktığımız için, çalışmak istediğimiz için, gece sokağa çıktığımız için, eylem yaptığımız için saldırıya uğrayan kadınlarız!
-Bizler, gözaltında tecavüze uğrayan, jandarma ve emniyet güçleri önünde sorgusuz sualsiz 'bekaret kontrolü'(!) yapılan kadınlarız!


Biz diyoruz ki; yaşadıklarımız yalnızca sonuçtur. IMF ve savaş politikalarıyla derinleştirilen mülkiyet ilişkileri, sömürü mekanizması, işsizlik, yoksulluk ve eğitimsizlik, aile içi şiddetin, cinnetlerin, intiharların, cinsel tacizin, fuhuşun, hırsızlığın inanılmaz boyutlara gelmesine neden olmuştur. Güneydoğu'da islami ve milliyetçi nitelikli bir muhafazakarlaşmanın ve feodal yapının yanısıra, son 15 yıllık çatışma da göç ve değerler bunalımına, otoriter devlet anlayışının pekişmesine, kadına yönelik siyasi ve toplumsal baskının artmasına yol açmıştır.


Diğer yandan; namus, töre cinayetleri, koca-baba dayakları, işkence medyada magazinleştirilerek sunuluyor. Şiddete uğrayan kadının ne yaptığı, ne söylediği ya da nasıl giyindiği sorgulanıyor. Fiziksel, sözel ve cinsel şiddete uğrayan kadınların bunu hakkedip hakketmediği tartışılıyor; kurbanlar suçlanıyor, suçlular "mağdur" ilan ediliyor. Şiddet, dinsel-geleneksel önyargılarla, cinsiyet ayrımcı politikalarla ve yasalar eliyle meşrulaştırılıyor.


Bütün bunların sona erdirilmesi için bizler;
  • Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınamasını,
  • Şiddete uğrayan kadınlar için başvuru ve sığınma evlerinin sayısının artırılmasını, ücretsiz danışmanlık, psikolojik ve tıbbi destek ve yasal yardımın yapılmasını,
  • Cinsiyet ayrımcı politikalar, yasalar ve uygulamaların kaldırılmasını, eylem ve eğitim projelerinin kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesini,
  • Aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için kampanyalar, ana-baba eğitim programları başlatılmasını,
  • Kadınların ekonomik özgürlüğü için çalışmasının önündeki engellerin kaldırılmasını, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık hakkından yararlanılmasının sağlanmasını,
  • Medyanın, kadın ve çocuklara yönelik şiddeti teşvik edici yayınlar üzerinde kendi oto-denetim mekanizmasını kurarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti bir malzeme olarak kullanmaktan vazgeçmesini,
  • Evde, sokakta, işyerinde, gözaltında, cezaevinde yaşanan kadına yönelik şiddetin sorumlularının yargılanmasını ve caydırıcı yasal tedbirler alınmasını
  • Toplumsal barışın sağlanması için, anadil üzerindeki tüm yasakların, OHAL ve koruculuk sisteminin kaldırılmasını,
  • Anayasanın 10. maddesine "cinsel yönelim" ibaresinin eklenmesini; bu değişikliğin hayata geçirilebilmesi için kanunlardan tüzüklere, yerel yönetimlerin işleyişinden yönetmeliklere tüm ayrımcı yasal düzenlemelerin kaldırılmasını, "genel ahlak", "yüz kızartıcı suç" gibi ifadelerin eşcinsellere karşı kullanılmamasını, vatandaşların yaşamlarını işten atılma, yurttan atılma gibi ayrımcılığa, şiddete, tehdide karşı güvence altına alacak şekilde gerekli değişikliklerin eşcinsel örgütleriyle işbirliği içerisinde düzenlenmesini
İSTİYORUZ!

Emeğimiz için

Geleceğimiz için

Bedenlerimizin Sahibi olmak için Mücadeleye!

Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Hayır!

Evde, İşyerinde, Sokakta Cinsel Şiddete Son!

Savaşa Hayır!


İHD




---------------

BM'den kadına karşı şiddete karşı "turuncu" giyin çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin sadece bireyleri etkilemekle kalmadığını, tüm insanlığa zarar verdiğini söyledi.

Ban, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle yayımladığı mesajında, "Her üç kadından birinin yaşamının en az bir döneminde karşı kaşıya kaldığı şiddetin önlenmesi için insanların seslerini yükseltmelerini memnuniyetle karşılıyorum. İlgili yasaları çıkaran ve uygulanmaları için baskı yapan, insanların zihniyetlerini değiştirmek için çalışan liderleri alkışlıyorum. Ayrıca, şiddet mağdurlarının yaralarını sarmak ve onların, değişimin ana aktörü olmalarını sağlamak için dünyanın dört bir yanında faaliyetlerde bulunan kahramanları da saygıyla selamlıyorum" dedi



-"TURUNCU" ÇAĞRISI
Bir gelenek haline dönüştüğü üzere, bugün 16 günlük, yani 10 Aralık İnsan Hakları Gününe kadar devam eden savunuculuk faaliyetinin başlangıcını teşkil ettiğini söyleyen Ban, bu dönemde, insan haklarının rezil bir şekilde ihlali anlamına gelen kadına karşı şiddet ile mücadele konusunda özel bir çaba harcadıklarını ve bu yıl bu mücadeleye destek vermek isteyenleri turuncu renkte kıyafetler giymeye çağırdıklarını belirtti.
"Bu çabalara destek sağlamanın bir diğer yolu da BM Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Fonuna katkı sağlamaktan geçiyor" diyen Ban, son iki yılda söz konusu fon tarafından verilen hibelere talebin iki kat arttığını ancak, başvuruların sadece yüzde 60'ına olumlu yanıt verilebildiğini söyledi. Ban, "Ortaklarımızı, kadına ve kız çocuklarına karşı şiddetin önlenebilmesi için yürütülen çabalar için ihtiyaç duyulan bu büyük mali açığı kapamada bizlere yardımcı olmaya davet ediyorum" dedi.
zeinarda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-26-2013, 05:34   #2 (permalink)
Hun

 
Hun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Nov 2012


Mesajlar: 1.021
Konular: 614

Karma Puanı: 2

Standart

tesekkürler actigin konu icin zeinarda...
Siddete dur demek lazim artik..... inaniyorumki bu mücadelede bütün kadinlar birlik beraberlikler icerisinde olacagiz
Hun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-26-2013, 16:00   #3 (permalink)

Avatar Yok
 

Üyelik tarihi: Jan 2013


Mesajlar: 261
Konular: 86

Karma Puanı: 2

Standart

kadına şiddete hayır diyorum ve yeter artık dursunlar biz ne yapıyoruz desinler ellerini vicdanlarına koysunlar. kadına kalkan eller kırılsın!!!!!!!
şimşek isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-04-2013, 23:38   #4 (permalink)

Avatar Yok
 

Üyelik tarihi: May 2013


Mesajlar: 297
Konular: 7

Karma Puanı: 2

Standart

kadınlar çocuklar,erkeklere Allahtan emanettir kadını üzen çocuğuda üzmüş demektir.
zeytınn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-25-2018, 19:39   #5 (permalink)

 
zeinarda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Oct 2012


Mesajlar: 1.897
Konular: 657

Karma Puanı: 2

Standart

Kadına uygulanan şiddetin her geçen gün önlenemeyen yükselişi karşısında mücadelemizi
sadece bir günle sınırlandıramayız...

Fiziksel ya da psikolojik şiddete karşı sesimizi daha çok yükseltmeliyiz...


















__________________

ÖLÜMle YAŞAMı AYIRAN ÇİZGİ

SİYAHla BEYAZı AYIRAMAZ Kİ
zeinarda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-25-2019, 22:47   #6 (permalink)

 
zeinarda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Oct 2012


Mesajlar: 1.897
Konular: 657

Karma Puanı: 2

Standart

Türkiye'de 2010'dan bu yana 1964 kadın öldürüldü.

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.

Dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar şiddete karşı dayanışma için sokaklara çıkıyor.

Kadına yönelik şiddetin bir türlü önlenemediği Türkiye'de ise yılın ilk 10 ayında 390 kadın erkekler tarafından öldürüldü.

Kadınların yüzde 35'i hayatlarının bir döneminde fiziksel ve cinsel şiddete ya da cinsel saldırıya uğruyor.


Birleşmiş Milletler Kadın Birimi verilerine göre dünya genelinde yaklaşık her 10 kadından 4'ü fiziksel ya da cinsel şiddet görüyor.

2012 yılında 210,
2013 yılında 237,
2014 yılında 294,
2015 yılında 303,
2016 yılında 328,
2017 yılında 409,
2018 yılında 440 kadın öldürüldü.


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre, 2019'un ilk 10 ayında 390 kadın öldürüldü

1 Ocak 2019 ile 20 Kasım 2019 tarihleri arasındaki 324 günde 532 kadına şiddet gördü.




Emeğimiz için

Geleceğimiz için

Bedenlerimizin Sahibi olmak için Mücadeleye!

Cinsel, Ulusal, Sınıfsal Sömürüye Hayır!

Evde, İşyerinde, Sokakta Cinsel Şiddete Son!

Savaşa Hayır!


















__________________

ÖLÜMle YAŞAMı AYIRAN ÇİZGİ

SİYAHla BEYAZı AYIRAMAZ Kİ
zeinarda isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kadına şiddet

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


gizli ilimler gizli ilim
Tüm Zamanlar GMT +4.5 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:47.


Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
YASAL UYARI : İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Ruhani.Net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Ruhani.Net hakkında yapılacak tüm Hukuksal Şikayetler, Yöneticilerimiz ile iletişime geçilmesi yada iletişim formunu doldurulması halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Ruhani.Net yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş sağlanacaktır. her yürlü sorunlar için email ; ruhaninet@gmail.com