Ruhani  

Go Back   Ruhani > Yaşam > Sağlık > Estetik Cerrahi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 02-29-2012, 09:28   #1 (permalink)

 
musemma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jan 2012


Mesajlar: 492
Konular: 443

Karma Puanı: 7

Standart Estetik Plastik Cerrahi Tarihçesi

Estetik Plastik Cerrahi, çeşitli sebeplerle oluşan doku eksikliklerinin ya da kas-iskelet sistemini ilgilendirebilen vücut şekil bozukluklarının düzeltilmesi ile uğraşan özelleşmiş bir branştır. Plastik Cerrahi’nin kökeni çok eski devirlere kadar gitmektedir. Çok eski devirlerde yüzde oluşan deformitelerin düzeltilmesi özellikle burnu kesilen insanlarda yeniden burun yapılması ile ilgili cerrahi girişimlere rastlanmaktadır. Ancak yüzyıllar sonra 19. yüzyılda Plastik Cerrahi’nin temel prensipleri ve teknikleri yüz dışında diğer bölgelerde de uygulanmaya başlamıştır.

El cerrahisi ise daha çok yirminci yüzyılda gelişmiştir. Oluşan doku defektinin onarımında önceleri sadece şekil düzeltmek amaçlanırken daha sonra işlevin de önemi kavranarak hem form hem de fonksiyonun düzeltilmesi temel prensip haline gelmiştir. Winston Churchill: “ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz” demiştir. Bu nedenle öncelikle Plastik Cerrahi’nin tarihçesinin incelenmesi ve iyi öğrenilmesi gerekir. Plastik Cerrahi dünyanın en eski cerrahi branşlarından biridir.

Hindistan’da M.Ö. 5.-6. yüzyıllarda esirlerin veya mahkumlara yaygın olarak uygulanan ceza, burunlarının ampute edilmesiydi. Bu yıllarda burun veya kulağı kesilen insanlara uygulanan onarım yöntemleri ilk defa Sushruta tarafından, “Sushruta samhita” adlı kitapta tarif etmiştir. Daha sonra Celsus ise M.Ö. 25 ile M.S. 50 yılları arasında ilk defa yaklaştırma fleplerini kullandı. Paulus Aeginata M.S. 625-690 yılları arasında Hindistan ve Arabistan ile batı arasında tıp eğitiminin köprüsünü oluşturmuştur.

Bu nedenle günümüz Plastik Cerrahisinin temel taşlarından biri olarak anılmaktadır. Aeginata ilk defa burun ve çene kırıklarının tedavi prensiplerini tarif etmiştir. Paulus Aeginata’nın ölümüyle tıbbi ve cerrahi bilgilerin yükseliş devri sona ermiştir. Arabistana ait tıbbi bilgiler ise, arapların sicilyayı işgal ettiği yıllarda yerel pratisyenlerle temasları bilgilerin Avrupa’ya aktarılmasını sağlamıştır. Bu yıllarda özellikle Branca ailesi rekonstrüktif rinoplasti konusunda önemli gelişmeler sağlamıltır. M.S. 8. yüzyılda Sushruta’nın tecrübelerini yazmış olduğu kitabı Latinceye tercüme edilmiş ve bilgilerin daha geniş kitlelere yayılması sağlanmıştır. Rönesans ve toplumsallaşmanın yeniden doğuşu 14. yüzyıla rastlar. Onbeşinci yüzyıl ilk yarısında yine Branca ailesi Sicilya adasında Plastik Cerrahi’nin merkezi haline geldi.

Antonio Branca ilk defa hint metodları yerine farklı bir uygulama olarak koldan hazırladığı flebi kesilen kulak ve dudakların onarımında kullandı. 16. yüzyılda ise Bolonyalı Gaspare Tagliacozzi özellikle burun rekonstrüksüyonu konusunda yoğunlaşan kitabını 1597’de yayınladı. Bu kitapta Tagliacozzi burun onarımı için koldan hazırlanan geciktirmeli flebi tarif etti (Şekil 1). Tagliacozzi’nin ölümünden sonra Plastik Cerrahi tekrar gerileme devrine girmiştir. “Plastik” terimi, ilk defa 1798’de Desavit tarafından kullanılmıştır. 1794 yılında Londra’da bir magazin dergisinin editörü Mr. Urban’a gelen bir mektupta Hindistan’da savaşta yaralanan bir askere yapılan burun ameliyatından bahsedilmektedir. Dergide yayınlanan bu yazıyı okuyan Joseph Carpue konuyu merak ederek Hindistan’dan geri gelen askerleri soruşturmaya başlar. Bu araştırma neredeyse 20 yılını alır. Sonunda 1814’de derlediği bilgilerle oluşturduğu tekniği bir hasta üzerinde uygulamaya karar verir.

Önce burun üzerinde mumdan bir kalıp hazırlar. Daha sonra bu kalıbı düzleştirerek hastanın alnına koyar. Alından ayırdığı derinin burun köküne yakın kısmını kesmeden bırakır ve kaldırdığı deriyi burun üzerine diker. Berlin Üniversitesi Genel Cerrahi kürsüsünde Profesörlüğe yükselen Von Graefe, 1818’de burun onarımı ile ilgili üç vaka yayınladı ve bu kitapta ilk defa “Plastik” kelimesini kullandı. Bu uygulamada Von Graefe, Tagliacozzi ve Hint flebi metodlarının ana temalarını biraz değiştirerek koldan hazırladığı flebi geciktirme yapmadan hemen buruna dikti ve ayırma işlemini altı gün sonra yaptı. Bu çalışma, Plastik Cerrahi’nin özellikle Avrupa ve Amerika’da tekrar yükseliş devrine girmesine önayak oldu. Von Graefe’nin talebesi olan Dieffenbach 1845’de “Die operative Chirurgie” isimli kitabını yayınladı. 19. yüzyılda ise iki önemli cerrahın ismi vurgulanmalıdır.

Dupuytren ve Von Langenbeck. Dupuytren, kendi ismiyle bilinen Dupuytren Kontraktürünün tedavisi tarif etmiş ve özellikle yanık yaralarının derinliğine göre sınıflanmasını ilk defa önermiştir. Von Langenbeck ise damak yarığı ve çene cerrahisi konularına büyük katkılarda bulunmuştur. Von Graefe’nin talebesi Bünger 1823’te ilk defa kasıktan aldığı bir deri parçasını burun üzerine nakletti. 1904’de ise Nelaton ve Ombredanne, “Plastik Cerrahi Prensipleri” isimli kitabı yazdılar. Birinci Dünya savaşı günümüzdeki Plastik Cerrahi konseptinin gelişiminde dönüm noktası rolünü oynamıştır. Özellikle maksillofasiyal yaralanma olan askerlerin tedavisinin önemi anlaşılır. Bu sırada uyguladığı Z-plastilerle tanınan fransız Morestin, ilk defa geniş deri parçalarının nekroze olmadan kaldırılabileceğini gösterdi. Ancak bir salgın hastalık sonucu erken ölümü fransız plastik cerrahisinin daha fazla ilerlemesini önledi.

Harvard diş hekimliği fakültesinden Kazanjian, bilgilerini yüz yaralanması olan hastalarda çene kemiklerinin tespiti ve sonrasında kullanılacak protezlerin geliştirilmesinde uyguladı. Daha sonra Converse ile birlikte 1949’da Plastik Cerrahi’nin önemli kaynaklarından biri olan kitabı yayınladılar. Amerika 1917’de savaşa girdiği sıralarda, Cerrah General Gorgas, ilk defa Cerrahi bölümü altında “Ağız ve Plastik Cerrahi” birimini kurdu. Birimin başına Vilray Blair getirildi. Blair 1912’de “Ağız ve Çene Hastalıkları” adlı meşhur kitabı yazmıştı. 1920’li yıllarda ise Plastik Cerrahi’ye ilgi azalmıştı. Bu defa doğumsal bazı defektlerin giderek artması, otomobil ve endüstri kazalarının ve yanıkların görülmeye başlaması, estetik veya kozmetik olarak adlandırılan yeni bir branşın doğmasına sebep oldu.

Berlin’de ortopedik cerrah olarak çalışan ve modern korrektif rinoplastinin kurucusu olarak kabul edilen Joseph, Aufricht ve Safian il birlikte rinoplasti kursları vermeye başladı. Bu sıralarda Fransa’da ise Passot ve Noel, yaşlı yüz ameliyatlarına başlamışlardı. 1921’de ise Amerika’da Ağız ve Plastik Cerrahi Derneği kuruldu. Derneğin ismi, 1941’de “Amerikan Plastik Cerrahlar Birliği” şeklinde değiştirildi. 1931’de ise Fransa’da ilk “Reperatif ve Estetik Cerrahi” kongresi yapıldı. 1936’da Avrupa Derneği kurularak aynı yılda Brüksel’de yapılan kongreye Gillies, Esser ve Kilner gibi ünlü isimler katıldı.

Daha sonraki yıllarda Londra ve Milan’da toplantılara devam edildi. Milan’daki toplantıda 1938’de yeni bir uluslararası dergi olan “Plastica Chirurgica” Sanvenero-Rosselli editörlüğünde yayınlandı. İkinci Dünya savaşı sırasında Plastik Cerrahi yine hızlı bir gelişim gösterdi. İngiltere’de hem sivil hem de askerlere hizmet veren Plastik Cerrahi servisleri kuruldu. Özellikle acil girişimler konusunda Sir Harold Gillies çok önemli hizmetler yaptı. Benzer merkezler Amerika’da askeri hastanelerde kuruldu. Bunun yanısıra kurulan el cerrahisi merkezleri plastik cerrahi birimleri ile birlikte çalıştılar. Bu arada plastik cerrahlar, sadece ameliyatlarla ilgilenmeyi bırakıp, deneysel araştırmalara da yöneldiler.

Bunu takiben transplantasyon alanında önemli gelişmeler kaydedildi. Tessier ve arkadaşlarının kranyofasiyal cerrahide büyük ilerlemeler kaydetmeleri (1967), plastik cerrahların ilgisini bu bölgeye çekti. William Littler ve Sterling Bunnell, el cerrahisini plastik cerrahiyle birleştirme konusunda öncülük ettiler. Ondokuzuncu yüzyıl sonlarına kadar Plastik Cerrahi’nin temel ilgi alanı rekonstrüktif girişimlerdi. Cerrahi yöntemlerin gelişmesiyle, ilgi estetik alana da yayıldı.

Ülkemizin tıp tarihine göz attığımızda, ilk sağlık tesisi 1198 yılında Artukoğlu Emineddin Bimarhanesi adıyla Mardin'de, ilk üniversite ise 1453 yılında İstanbul'da kurulmuştur. İlk Türkçe eserlerin ise Abdülmecid Tabib (1307; Kitab-ul Mudavat), İshak bin Murad (14.yy sonu; Edviye-i Müfrede), Ahmedi (1403-1408; Tarvihü'l-Ervah), Hacı Paşa (1408; Tesilü'ş-Şifa), Mümin bin Mukbil (15.yy; Zahire-i Muradiye) tarafından yazıldığına rastlıyoruz. Her ne kadar Abdülmecid Tabib tarafından Türkçe yazılan ilk cerrahi kitabı Kitab-ül Mudavat ise de; bu hekimler arasında en önemli yeri tutan ve Cerrahiyetü'l-Haniye adlı eseriyle dünya tıp tarihe geçen Şerafettin Sabuncuoğlu (1385-1468) olmuştur. İki cilt halinde 140 adet öğretim amaçlı resim (İslam aleminde ilk kez) içeren bu eserinde Şerafettin Sabuncuoğlu, birçok genel tıp konusunun yanısıra plastik cerrahiyle ilgili olarak; ptozis, dudak yarıkları, yüz felci, ektropiyon, epikantus, burun ve dudak tümörleri, jinekomasti, el kırıkları ile alt çene çıkık ve kırıklarının tedavisine ait uygulamalardan bahsetmektedir. Bu verilerden hareketle ülkemizde plastik cerrahiye ait ilk uygulamaların Şerafettin Sabuncuoğlu ile başladığını söyleyebiliyoruz.

İlk modern tıp fakültesi ise 1827 yılında Sultan Mahmud tarafından askeri amaçlı olarak İstanbul'da kurulmuş olup, Fransızca eğitim veren bu fakülte, ancak 1866-1867 yıllarında tamamen sivil olarak düzenlenmiştir. Plastik cerrahi ile ilgili ilk modern literatür bu dönemden itibaren başlamıştır. Dr. CemalettinTopuzlu 1893-1897 tarihleri arasında 758 cerrahi olgusunu içeren serisinde 120 plastik cerrahi girişimi takdim etmiş olup, Achilles tendonu kontraktürlerinin düzeltilmesi amacıyla "Z-plasti" yi öneren ilk kişidir. Ülkemizde internasyonal anlamda, tıp alanındaki olanak ve çalışmaların geliştiği ve ileriye yönelik ilk atılımların arttığı yıllar 1940-1950 yılları olmuştur. Bu tarihlerde, Avrupa ve Amerika'da yapılanların Türkiye'de de uygulanması için kişisel ve bölgesel çalışmalar bugün "plastik ve rekonstrüktif cerrahi" deyimi içerisindeki konularda da kendini göstermeye başlamıştır. Daha çok gereksinim görülen ve plastik cerrahi kapsamına giren müdahaleler, cerrahların sadece kişisel çalışmaları ve yeteneklerine bağlı kalmakta ve bu nedenle de elde edilen başarılar sporadik olarak kalmakta hatta rastlantılara bağlı olmakta idi. Bu konudaki ilk sistemli çalışmalar 1940-1945 yılları arasında İstanbul'da İstanbul Tıp Fakültesi ve Ankara'da Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde belirginleşmeye ve olgunlaşmaya başlamıştır.

Türkiye’de modern plastik cerrahinin öncüsü olarak bilinen Dr. Halit Ziya Konuralp'in plastik cerrahi konusundaki ısrarlı çalışmaları, uluslararası bağlantı ve takdimleri, İstanbul Tıp Fakültesi II.Cerrahi Kliniği bünyesinde gün ve gün artmıştır. Dönemin önemli şahsiyetleri olan Maliniac, J. Conley, Milton Freeman, Griffith, Polzer, McDowell, Broadbent, Longacre (ABD); Rose Tilley (Kanada); Organe, Kilner ve Matthews (İngiltere), Tord Skoog (İsveç) ve Bardach (Polanya) bu arada onu ziyaret etmişlerdir. Aynı zamanda Dr. Konuralp, Kilner, Gillies, McIndoe, Mowlem, Osborne ve Dennis Brown gibi şahsiyetleri ziyaret etmiş ve onların çalışmalarına katılmıştır. "Plastik Cerrahi'de Temel Prensipler" adıyla 1952 yılında ilk kitabını yazmıştır. 1955 yılında Stockholm'de Tord Skoog başkanlığında yapılan Birinci Uluslararası Plastik Cerrahi (ISPS) Kongresi'nin organizasyonunda rol almış, ardından Cihat Borçbakan ve Atilla Oymak ile birlikte Londra'da düzenlenen İkinci Uluslararası Plastik Cerrahi Kongresi'nde katılmış ve kongreye katılan diğer ülkelerin bayraklarının yanında Türkiye Bayrağı nın olmaması nedeniyle kongre sekreteri Matthews'e başvurmuşlar, ancak "Uluslararası Plastik Cerrahi Derneği'ne üye ulusal bir dernekleri olmadığı" gerekçesiyle bu istekleri kabul edilmemiştir. Ardından ülkeye döndüklerinde bir Çene ve Plastik Cerrahi Derneği kurulması kararını alarak çalışmalarına başlamışlardır.

1961 yılı Eylül ayında Prof. Dr. Halit Ziya Konuralp Ankaraya gelerek, Prof. Dr. Cihat Borçbakan ile birlikte Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde bir toplantı yapılmasına karar vermişler, o dönemde çene ve plastik cerrahi eğitimi görmüş veya bu konu ile uğraşan kişilerin azlığı nedeniyle, konuyla ilgili olabilecek genel cerrahi ve KBB uzmanları da bu toplantıya davet edilmiştir. Toplantıda çene, ağız ve yüz cerrahisinin çeşitli konuları ile ilgilenen ve bu konuda çalışmalar yapan çene ve plastik cerrahi uzmanları biraraya gelerek Türk Plastik Cerrrahi Derneği (TPCD)'nin tüzüğünü kabul etmişlerdir. Dernek merkezi olarak Ankara seçilmiş ve başkanlığına Halit Ziya Konuralp seçilmiştir. 1. Ulusal Plastik Cerrahi Kongresi, 23 Haziran 1968'de Ankara'da yapılmış, Dr. Konuralp'in çalışmaları İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde müstakil bir Plastik Cerrahi eğitimi veren kliniğin kurulduğu 1974 yılına kadar da sürmüştür. Borçbakan 1951 yılında Amerika'ya çene ve plastik cerrahi dalında bilgi ve görgüsünü arttırmak amacıyla gönderilmiş ve Dr. Ivy ile iki yıl süreyle çalıştıktan sonra yurda dönmüş, GATA Çene ve Plastik Cerrahi Kliniği'ne öğretim görevlisi olarak atanmıştır. 1957 yılında klinik direktörü olmuş, 1965 yılına kadar GATA'nde çalışmalarını sürdürmüş ve 1965 yılında GATA'nden ayrılarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Kulak-Burun-Boğaz Kliniği'nde görev almış, bunu takip eden yıllarda aynı üniversite bünyesinde Diş Hekimliği Fakültesi'nin kurulmasına ön ayak olmuş ve dekanlığına atanmıştır. 1984-1986 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı'nın kuruluş yıllarında çalışmalarını sürdürmüştür. Değerli hocamız emekli olduktan sonra vefat tarihi olan 20 Haziran 1991’e kadar ameliyatlarını yapmayı sürdürmüştür. Dr. Borçbakan, ülkemizde yazdığı 12 kitap ve 200'ü aşkın makale ile bilime en yüksek düzeyde katkıda bulunan, Türkiye'de Plastik Cerrahi ve Türk Plastik Cerrahi Derneği'ni kuran önderlerden biridir.


















__________________

la ilahe ente sübhaneke inni küntü minezzalimin
musemma isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
cerrahi, estetik, plastik, tarihçesi

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


gizli ilimler gizli ilim
Tüm Zamanlar GMT +4.5 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:14.


Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
YASAL UYARI : İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Ruhani.Net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Ruhani.Net hakkında yapılacak tüm Hukuksal Şikayetler, Yöneticilerimiz ile iletişime geçilmesi yada iletişim formunu doldurulması halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Ruhani.Net yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş sağlanacaktır. her yürlü sorunlar için email ; ruhaninet@gmail.com