Ruhani  

Go Back   Ruhani > Gizli İlimler > Cinler ve Şeytanlar

Medyum Burak
Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 02-09-2012, 18:29   #1 (permalink)

 
Sahir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Dec 2011


Mesajlar: 662
Konular: 633

Karma Puanı: 10

Standart İbadetlerde Cinlerden korunma

1- Ezana özen göstermek: Buna Muslim'in namaz bahsinde kaydettiği
Cabir Radıyallahu anh'ın şöyle dediğine dair hadis tanıklık etmektedir:
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle buyururken dinledim:
"Şüphesiz şeytan namaza çağırmak için okunan ezanı işitecek olursa,
er-Ravhâ denilen yere kadar kaçar." Süleyman (el-A’meş) dedi ki: Ben
ona (hadisi Cabir'den rivayet eden Ebu Süfyan'a) er-Ravhâ'yı sordum da
şöyle dedi: Orası Medine'den otuzaltı mil uzaklıktadır.
Yine Muslim aynı bahiste Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan şöyle
dediğini rivayet etmektedir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem
buyurdu ki: “Şeytan namaz için okunan ezanı işitti mi ezan sesini
duymasın diye yüksek sesle yellenir. Ezan kesildi mi geri döner ve
vesvese vermeye başlar. Kameti işitti mi yine sesini duymayacağı yere
kadar gider. Kamet sustu mu geri döner, vesvese verir.”
Zerkanî şerhinde [60] şöyle demektedir: "Şeytandan kasıt zahirinden
anlaşıldığı üzere İblistir... Cins olarak şeytanın kastedilmiş olma
ihtimali de vardır. Bu da cinlerden yahut insanlardan haddi aşan herbir
azgın hakkında kullanılan bir isimdir. Fakat burada özel olarak cin
şeytanı kastedilmektedir. "Yüksek sesle yellenerek" buyruğu zamir ile
irtibat bulunduğundan dolayı vav’sız olarak hal konumunda bir isim
cümlesidir. Buhârî'nin kaydettiği rivayet te vav’lıdır. Iyad dedi ki:
İfadenin zahirine hamledilmesi mümkündür. Çünkü şeytan gıdalanan bir
cisimdir. Ondan yelin çıkması mümkündür. Ayrıca bunun onun aşırı
derecedeki nefret ve kaçışından sözeden bir tabir olma ihtimali de
vardır. Muslim'deki şu rivayet te buna yakındır: "Onun husası olduğu
halde... " Esmai ve başkaları bunu aşırı derecede koşmak diye
açıklamışlardır. et-Tîbî der ki: Şeytanın ezanı duymamak için kendisini
meşgul etmesi kulakları dolduran ve kişiyi başka bir şey duymaktan
engelleyen sese benzetmiştir. Daha sonra buna "yüksek sesle
yellenmek" adını vermiştir. Bunu da ezanı duymasın diye yapar... Şöyle
de açıklanmıştır: İfadenin zahirinden anlaşıldığı kadarıyla o bu işi kasti
olarak yapmaya çalışır. Bunu da ya çıkaracağı bu ses, kendisini
müezzini dinlemekten meşgul etsin diye yapar, yahutta bunu
beyinsizlerin yaptıkları gibi, hafife almak için yapar ya da namaza
uygun düşen hadesten taheretin zıttı abdestsizlik ile karşılık vermek
için yapar. Bunu kasten yapmama ihtimali de vardır. Aksine o ezanı
duyunca o kadar şiddetli derecede korkar ki, bu korkusu sebebiyle bu
sesi çıkartır. Hadiste yüksek sesle ezan okumanın müstehab olduğuna
delil vardır. Çünkü ezan sebebiyle şeytanın sesi duymayacağı bir yere
kadar uzaklaşacağı açıkça ifade edilmektedir. Az önce kaydedilen diğer
hadiste Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in kullandığı: "Taki er-
Ravhâ denilen yere varıncaya kadar..." sözü nereye kadar gideceğini
açıklamaktadır.”
2- Uykudan uyandığı vakit üç defa burnunu temizlemek: Buna Muslim'in
Sahih'inde Taharet bahsinde kaydettiği rivayet delil teşkil etmektedir.
Ebu Hureyre Radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre Peygamber
Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Sizden herhangi bir
kimse uykudan uyandığı vakit üç defa burnunu temizlesin. Çünkü
şeytan onun burun delikleri üzerinde geceler."
3- Cemaat ile birlikte namaz kılmaya özen göstermek: Buna Nesâî'nin
Sünen'inin İmamet bahsinde kaydettiği Ma’dân b. Ebi Talha el-
Ya'murî'nin şöyle dediğine dair rivayeti tanıklık etmektedir: Ebu'd-
Derdâ bana:
“Nerede kalıyorsun” diye sordu. Ben
“Hımsa yakın bir kasabada” dedim. Ebu'd-Derda Radıyallahu anh dedi
ki:
Ben Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle buyururken dinledim:
"Bir kasabada ya da bir göçebe yerinde üç kişi bulunur da aralarında
namaz için (cemaatle kılmak üzere) kamet getirilmeyecek olursa,
mutlaka şeytan onlara musallat olur. Onun için cemaatle birlikte
olmaya bakınız. Çünkü kurt sürüden uzak kalanı yer."
es-Sâib dedi ki: Cemaatten kastı namazın cemaatle kılınmasıdır.
İmam Ahmed'in Müsned'in Ubade b. Nisiy'den şöyle dediği rivayet
edilmektedir: Şam'da Madan [61] diye bilinen ve Ebu'd-Derdâ'nın
kendisine Kur'ân okuttuğu birisi vardı. Ebu'd-Derdâ bir gün onu
göremedi. Bir gün o Dabık'da [62] iken onunla karşılaştı. Ebu'd-Derdâ:
“Ey Madan öğrendiğin Kur'ân ne alemde? Bugün senin Kur'ânla aran
nasıl”, diye sordu. (Madan):
“Allah da bilir ki daha iyi”, dedi. (Ebu'd-Derdâ) ona:
“Ey Madan, sen bugün bir şehirde mi yaşıyorsun, yoksa bir köyde mi?”
Madan:
“Hayır şehre yakın bir köyde”, dedi. Ebu'd-Derda:
“Yavaş ol, yazık sana ey Madan, dedi. Çünkü ben Rasûlullah Sallallahu
aleyhi vesellem'i şöyle buyururken dinledim:
"Beş aile halkı bulunup da namaz için aralarında ezan okunup, namazlar
için kamet getirilmeyecek olursa mutlaka şeytan onlara musallat olur
ve şüphesiz kurt ayrılanı yakalar. Onun için yazık sana ey Madan: Sen
şehirlerde kalmaya bak!"
Suyutî dedi ki: "Şeytan onlara musallat olur; şeytan onları kuşatır ve
kendisine doğru onları yönlendirir, demektir. Bu sebeple siz cemaate
sıkı sıkıya bağlanınız. Şüphesiz kurt (sürüden) uzak olanı yer. en-Nihâye
adlı eserde şöyle denilmektedir: Burada (uzak anlamı verilen el-Kasiye)
kelimesi ile sürüden ayrı, sürüden uzakta duran, tek başına kalan
kastedilmektedir. Demek istiyor ki, şeytan ehl-i sünnet ve'l-cemaatin
dışına çıkan kimselere musallat olur." [63]
4- Namazda safları düzgün tutmaya dikkat etmek: Buna Ebû Dâvûd'un
Sünen'inde Namaz bahsinde zikrettiği Enes b. Malik'ten, Rasûlullah
Sallallahu aleyhi vesellem'in şöyle buyurduğuna dair rivayeti delil teşkil
etmektedir:
"Saflarınızı sıkı tutunuz ve safları birbirine yakın yapınız. Boyunları aynı
hizaya getiriniz. Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ben şeytanı safın
arasındaki boşluklardan sanki kuzu imiş gibi girdiğini görüyorum."
Ebu Abdullah Muhammed b. Abdu'l-Vâhid el-Makdisî: "Bu hadisin isnadı
sahihtir" demiştir. [64]
Hadisin manası şudur: "Omuzlarınızı birbirine kavuşturmak suretiyle,
saflarınızı da bitişik tutunuz. Safları da birbirine yakın yapınız. Öyle ki
her iki saf arasında bir başka saf sığmasın ve şeytan da önünüzden
geçemesin. Sizin bedenlerinizin birbirine yakınlığı, ruhlarınızın da
birbirleriyle dayanışmasına sebep olsun. Herbirinizin boynu diğerinin
boynu hizasında olacak şekilde boyunlar da aynı hizada olsun. Bu da
biriniz diğerinizden yüksekte olmasın, demektir. Yoksa bizzat
boyunların kendisine itibar edilsin, demek değildir. Çünkü uzun boylu
olan bir kimsenin boynunu yanındaki kısa birisinin boynu ile aynı hizada
olsun diye eğilmek gibi bir yükümlülüğü de, bir hakkı da yoktur." [65]
5- Namaz kılarken sütre edinmek ve sütreye yakın durmak: Buna da
Nesâî'nin Kıble bahsinde zikrettiği Sehl b. Ebi Hasme'nin rivayet ettiği
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in şu buyruğu delildir: "Sizden
herhangi bir kimse sütreye karşı namaz kıldığı takdirde ona yaklaşsın
ki, şeytan onun aleyhine namazını kesmesin." Nesâî'nin lafzı bu
şekildedir.
İbn Abdi'l-Berr dedi ki: "Bu senedinde ihtilaf bulunan bir hadis olmakla
birlikte, hasen bir hadistir." [66]
Bu hadisi aynı şekilde Şafii de es-Sünenu'l-Me'sûre'de [67]; İbn Ebi Şeybe
Musannef'inde [68], Tahavi Şerhu Meani’l-Âsâr'da [69], Taberânî el-
Mu’cemu'l-Kebir'de [70], Ebu'l-Hüseyn Abdu'l-Baki b. Kaani de
Mucemu's-Sahabe [71] adlı eserlerinde zikretmiş bulunmaktadırlar.
6- Namaza yönelmek ve güç yettiği kadarıyla namazın dışındaki
hususları düşünmekten sakınmak: Nesâî'nin Sünen'inde Sehv bahsinde,
şeytanın müslümanın ecrini azaltmak için namazın dışındaki hususlar
üzerinde düşündürmek amacıyla bütün çabasını ortaya koyduğunu ifade
eden bir hadis zikretmektedir. Buna göre Peygamber Sallallahu aleyhi
vesellem şöyle buyurmuştur:
"Şeytan sizden herhangi birinize -o namazda iken- gelir ve ona: "Şunu
hatırla, bunu hatırla... der, durur."
Tirmizî'nin Sünen'inde Deavât bahsinde de şöyle buyurulmaktadır:
"Şeytan herhangi birinize o namaz kılmakta iken gelir ve ona namazını
bitirinceye kadar şunu hatırla, bunu hatırla der, durur..." Ebu İsa
(Tirmizî) dedi ki: Bu hasen, sahih bir hadistir.
7- Namazda başka yere yönelmekten sakınmak: Tirmizî'nin Sünen'inde
cuma bahsinde kaydettiği rivayete göre Aişe Radıyallahu anhâ şöyle
demiştir: Ben Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'e namazda
bakınmaya dair soru sordum, şöyle buyurdu: "O şeytanın kişinin
namazından çaldığı bir haldir.” Ebu İsa (Tirmizî) dedi ki: "Bu hasen,
garîb bir hadistir."
Hadisi aynı şekilde Buhârî Ezan bahsinde, Ebû Dâvûd Namaz, Nesâî Sehv
bahsinde rivayet etmiştir. Şevkânî hadis hakkında şunları
söylemektedir: "(Hadisteki) ihtilâs (çalmak) bir şeyi hızlıca almak
demektir. Bir şeyi aldığı vakit, o şeyi ihtilâs etti denilir. en-Nihaye adlı
eserde şöyle denilmektedir: İhtilâs selb yoluyla alınan şeydir. Bir
açıklamaya göre ihtilâs yapan kişi herhangi bir şeyi zor ve güç
kullanmaksızın hızlıca alıp kaçan kimsenin yaptığıdır. Bu fiilin şeytana
nisbet edilmesi, vesvesesi ile buna sebep teşkil ettiğinden dolayıdır.
İhtilâs adının bu şekilde başka bir tarafa iltifat etmeye, dönmeye isim
olarak verilmesi ise, bir mübalağalı anlatımdır.
Bundan nefret ettirip, uzaklaştırmaktaki hikmet ise namazdaki huşû’u
azaltması, yüce Allah'tan yüz çevirmeye sebep teşkil etmesi ve
şeytanın verdiği vesveseye muhalefette kararlılık bulunmamasından
dolayıdır. [72]
8- Namazda şüphe halinde sehv secdesi yapmaya dikkat etmek: Buna
delil Muslim'in Sahih'inde Mesâcid bahsinde, Nesâî'nin Sehv bahsinde,
Ahmed'in Müsned'inde, Darimî'nin Sünen'inin Namaz bahsinde
kaydettikleri, Ebu Said el-Hudri Radıyallahu anh'ın rivayet ettiği şu
hadistir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "Sizden
herhangi bir kimse namazında üç mü, dört mü kaç rekât kıldığını
bilmeyecek kadar şüphe ederse, şüpheli kısmı bir kenara atsın ve kesin
olarak kıldığından emin olduğu rekatleri esas alsın. Sonra da selam
vermeden önce iki secde yapsın. Eğer beş rekat kılmış ise bu iki rekat
onun namazını çifte çıkarmış olur ve eğer dörde tamamlamak için
kılmış ise kıldığı bu iki rekatte şeytana rağmen olur." Muslim'in lafzı ile
hadis böyledir.
9- Namaz kılan bir ses duymadıkça yahut bir koku almadıkça şeytanın
vesvesesi halinde namazdan çıkmamak: Buna delil İmam Ahmed'in
Müsned'inde kaydettiği Ebu Hureyre yoluyla gelen şu hadisi şeriftir:
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
"Sizden herhangi bir kimse namazda iken ona şeytan gelir de bir
kimsenin bineğini dürtüklemesi gibi kendisini dürtükleyecek olur da bu
sebeple teskin olur (dikkat kesilir) ise, onu namazında uzaklaştırmak
maksadıyla kaba etleri arasında yellenir. Bu sebeple sizden herhangi
bir kimse bu kabilden bir şey hissedecek olursa, şüphe etmeyeceği
şekilde bir ses duymadıkça yahut bir koku almadıkça namazını
bırakmasın."
Bu hadisi buna yakın ifadelerle Muslim, Hayz bahsinde, Tirmizî, Ebû
Dâvûd ve İbn Mâce -hepsi de- Sünenlerinin Taharet bahislerinde rivayet
ettikleri gibi aynı şekilde Darimî de Taharet bahsinde rivayet etmiştir.
Yine İmam Ahmed, Ebu Hureyre'den şöyle bir hadis rivayet etmektedir:
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
"Sizden herhangi bir kimse mescidde bulunur da şeytan ona gelir, bir
adamın bineğini dürtüklemesi gibi onu dürtüklerse ve bu sebeple de o
kişi ona boyun eğerse şeytan ona gem takar yahut yular takar."
Ebu Hureyre dedi ki: Siz bunu görüyorsunuz. Kendisine gem takılan
kişinin şöylece yan yatmış olduğunu görürsün, Allah'ı pek anmaz. Yular
takılmış kimsenin de ağzını açık tuttuğunu ve Allah'ı zikretmemekte
olduğunu görürsünüz.
Taberânî el-Mu’cemu'l-Kebir'de, el-Bezzar sahih bir sened ile [73] İbn
Abbas'tan rivayet ettiklerine göre Peygamber Sallallahu aleyhi
vesellem'e namazda iken kendisi abdestini bozacak bir iş yapmadığı
halde, abdesti bozulduğu hissi kendisinde uyanan adam hakkında soru
soruldu da Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
"Sizden herhangi bir kimse namazda iken şeytan ona gelip, onun
makadını açar, kişi abdestini bozacak bir iş yapmadığı halde ona
abdestini bozduğu intibaını verir. Sizden herhangi bir kimse böyle bir
hal ile karşılaşırsa bunun sesini kulağıyla duymadıkça yahut burnu ile
kokusunu almadıkça namazı bırakmasın."
10- Namaz kılarken çakıl taşlarını ve benzeri şeyleri hareket
ettirmekten sakınmak: Çünkü Nesâî, Sünen'inin Tatbik bahsinde
Abdullah b. Ömer'den şunu rivayet etmektedir: O, namazda iken eliyle
çakıl taşlarını hareket ettiren bir adam gördü. Namazını bitirince
Abdullah ona şöyle dedi:
"Sen namazda iken çakıl taşları ile oynama. Çünkü bu şeytandandır.
Bunun yerine Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in yaptığı gibi yap!”
Adam:
“O nasıl yapardı”, diye sordu. Abdullah b. Ömer şöyle dedi:
“Sağ elini, sağ uyluğu üzerine koydu ve başparmağa bitişik olan
parmağı (şehadet parmağı) ile kıbleye işaret etti. Gözü ile de ona
yahut onun bulunduğu tarafa baktı. Sonra da: “Rasûlullah Sallallahu
aleyhi vesellem'i böyle yaparken gördüm, dedi."
Hadisi aynı şekilde İmam İbn Hibban Sahih'inde [74], İbn Ebi Şeybe
Musannef'inde [75], Abdu'r-Rezzak da aynı şekilde Musannef'inde [76]
buna yakın ifadelerle rivayet ettikleri gibi, başkaları da rivayet
etmiştir.
11- Deve ağıllarında namaz kılmaktan sakınmak: Buna İbn Mâce'nin
Sünen'inde Mesacid ve cemaatler bahsinde, İmam Ahmed'in de
Müsned'inde rivayet ettiği Abdullah b. Muğaffel el-Müzenî'nin rivayet
ettiği şu hadis delildir: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu
ki:
"Sizler koyun ağıllarında namaz kılabilirsiniz. Fakat deve ağıllarında
namaz kılmayınız. Çünkü onlar şeytanlardan yaratılmışlardır."
İmam Şafiî Müsned'inde [77] yine Abdullah b. Muğaffel'den, o
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'den şöyle buyurduğunu rivayet
etmektedir:
"Sizler koyun ağıllarında iken namaz vakti girerse orada namaz kılınız.
Çünkü onlar (koyunlar) huzur ve berekettirler. Fakat deve ağıllarında
iken namaz vakti girerse oradan dışarı çıkınız ve (öyle) namaz kılınız.
Çünkü onlar (develer) cindir, cinlerden yaratılmışlardır. Sizler onların
ürküp kaçtıkları vakit nasıl burunlarını yukarıya doğru kaldırdıklarını
görmüyor musunuz?"
Deve ağıllarında namaz kılmanın yasaklanış illeti (gerekçesi) hususunda
görüş ayrılığı vardır. Bu hususta en uygun açıklama develerin
ağıllarında hemen hemen hiç sükûnet bulmamaları ve rahat
olmamalarıdır. Aksine hep galeyan halindedirler. Bu bakımdan kimi
hallerde namaz kılanın namazını keserler. [78] Bu açıklamaya Şeyhu'lİslam
İbn Teymiyye'nin sözünü ettiği şu husus da eklenebilir: "Sahih
olan ise hamamda, deve ağıllarında ve benzeri yerlerde (namazın
yasaklanış) illeti, buraların şeytanların barınakları oluşlarından dolayı
olduğudur.” [79] Bu açıklama her iki hususu da bir arada ifade
etmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
12- Gece namaz kılmak: Muslim'in Salâtu'l-müsafirin bahsinde rivayet
ettiği üzere, Ebu Hureyre Radıyallahu anh, Peygamber Sallallahu aleyhi
vesellem'in şöyle buyurduğunu zikretmektedir:
"Şeytan sizden herhangi bir kimsenin uykuya daldığı vakit kulakları
arkasına üç tane düğüm bağlar. Herbir düğümü vurarak önünde uzun
bir gece var, diye vurur. Kişi uyanıp, Allah'ı anarsa bir düğüm çözülür.
Abdest alırsa iki düğüm çözülür. Namaz kılarsa düğümlerin üçü de
çözülür ve böylelikle sabahleyin hoş ve çalışkan uyanır. Aksi takdirde
kötü ve tembel uyanır."
Yine Muslim'in Sahih'inde Salâtu'l-müsafirîn bahsinde Ebu Vâil'den, o
Abdullah b. Mesud'dan şöyle dediğini nakletmektedir: Rasûlullah
Sallallahu aleyhi vesellem'in huzurunda bir gece sabaha kadar uyuyan
bir adamdan sözedildi. Peygamber şöyle buyurdu:
“Bu şeytanın iki kulağına -yahut bir kulağına, dedi- işediği bir
adamdır.”
İbn Abdi'l-Berr birinci hadisin anlamı ile ilgili olarak şunları söyler:
"Şeytan kişiyi uyutur, çabalarıyla, ona verilmiş olan vesvese verme gücü
ile azdırma ve saptırma kudreti, batılı süsleme ve batıl üzere yardımcı
olma gücü ile tembelliğini ve ağırlığını arttırır. Allah'ın ihlasa erdirilmiş
kulları ise bundan müstesnâdır. Hadis-i şerifte yüce Allah'ı anmanın
şeytanı kovup uzaklaştırdığına delil olduğu gibi, abdest ve namaz
kılmanın da böyle olduğu görülmektedir. Zikr’in abdest ve namaz olma
ihtimali de vardır. Çünkü her ikisinde de Allah'ı zikretmek manası
vardır. Bu fazileti dolayısıyla özellikle şeytanı kovaladığı
belirtilmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır ya, diğer hayırlı
amellerin de böyle olma ihtimali vardır. Buna göre geceleyin kalkıp
namaz kılan bir kimsenin üzerinden şeytanın bütün düğümleri çözülür.
Eğer bunu yapmayacak olursa Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem’in
dediği şekilde sabahı eder. Şu kadar var ki farz için aldığı abdest ve
kıldığı farz namazı ile onun da düğümleri çözülür. -Doğrusunu en iyi
bilen Allah'tır- Şeytanın Kur'ân okumak, Allah'ı anmak ve ezan okumak
ile kovulacağı hususu üzerinde ise icma vardır ve bu husus ilgili
rivayetler de meşhurdur...”
İbn Abdi'l-Berr dedi ki: "Bu hadiste gece namazı kılmak teşvik
edilmektedir. Çünkü bu sayede kişi abdest ve namaz ile zikirden sonra
çalışkan ve nefsi hoş bir şekilde sabahı eder." [80]
Nevevî, Sahih-i Muslim Şerhinde şunları söylemektedir: "Nefsi hoş ve
çalışkan olarak sabahı eder" ifadesi şu demektir: Keremi bol yüce Allah
ona bu şekilde itaati ihsan ettiğinden ve buna karşılık ona vaad ettiği
sevaplardan dolayı sevinir. Bununla birlikte yüce Allah nefsinde herbir
işindeki tasarrufunda ona bereket ihsan eder. Ayrıca şeytanın
düğümleri ve onu itaatten uzaklaştırma çabaları da ondan uzaklaşmış
olur." [81]
13- Oruç tutmaya dikkat etmek: İmam Ahmed, Müsned'inde Ebu Zerr
Radıyallahu anh'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: Rasûlullah
Sallallahu aleyhi vesellem'i şöyle buyururken dinledim:
"Sabır ayını (ramazanı) ve her aydan üç günü oruçla geçirmek bütün
seneyi oruçla geçirmek demektir. Ayrıca bu kalbteki aldatmaları da
giderir." Ebu Zerr dedi ki:
“Kalbteki aldatmalar ne demek oluyor”, diye sordum, Peygamber:
"Şeytanın pislikleri" diye buyurdu.
Hadisi Tayalisi, Müsned'inde [82], Beyhaki Şuabu'l-İman'da [83] her ikisi
de Ebu Zerr'den diye rivayet etmişlerdir.
14- Hac etmeye ve Arafe gününde bulunmaya dikkat etmek: Buna
Malik'in Muvatta adlı eserinde hac bahsinde zikrettiği Talha b.
Ubeydullah b. Kerîz'in rivayet ettiği şu hadistir: Rasûlullah Sallallahu
aleyhi vesellem buyurdu ki:
"Şeytan Arafe gününde görüldüğü kadar küçük, koğulmuş, hakir ve
öfkeli hiçbir günde görülmemiştir. Bunun tek sebebi ise, onun inen
rahmeti görmesi ve Allah'ın pek büyük günahları affettiğini müşahede
etmesidir. Bundan tek istisna Bedir günü gördükleridir."
“Ey Allah'ın Rasûlü peki Bedir gününde ne gördü” diye sorulunca şöyle
buyurdu:
"O Cebrail'i, melekleri saf düzenine sokarken gördü."
İbn Abdi'l-Berr dedi ki: "Bu, böyle mübarek bir yerde bulunmanın
faziletine dair hasen bir hadistir. Haccın teşvik edildiğine dair delil de
ihtiva etmektedir... Yine bu hadis İblis’in kıskançlığını ve düşmanlık
derecesini de haber vermektedir..." [84]
Derim ki: Bu hadisi aynı şekilde Taberî, Tefsir’inde, Abdu'r-Rezzak
Musannef'inde, Beyhakî, Şuabu'l-İman'da, Deylemî el-Firdevs'de ve el-
Fâkihî Ahbaru Mekke'de rivayet etmiştir.
Sahir isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
cinlerden, cinlerden korunma, ibadetlerde, korunma

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Ruhani Anroid Uygulaması
gizli ilimler gizli ilim
Tüm Zamanlar GMT +4.5 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:18.


Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0
YASAL UYARI : İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan Ruhani.Net Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. Ruhani.Net hakkında yapılacak tüm Hukuksal Şikayetler, Yöneticilerimiz ile iletişime geçilmesi yada iletişim formunu doldurulması halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde Ruhani.Net yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş sağlanacaktır. her yürlü sorunlar için email ; ruhaninet@gmail.com